ADNAN KOŞÇAĞIZ

GÖKTEN DÜŞEN FISILTILAR!

READ ALSO

MİTOLOJİK DÜNYA ZİYARETÇİLERİ
Çok eski zamanlardan itibaren, hatta yazı bulunmadan önce ilk insanların birbiriyle iletişime geçmesinden sonra, masalların ve hikâyelerin anlatılmaya başlandığı düşünülmektedir. Bu hikâyeleri, masalları ve destansı anlatımları; sözel tarih anlatımları olarak ifade etmek hiç de yanlış olmaz. Bu tarihi sözel anlatımların en eski ve en başta gelenleri binlerce yıl önce Mayalar tarafından oluşturulmuştur. Merkez bölgesi Meksika’nın Karayip Denizi’ne doğru uzanan Yukatan Yarımadası ile Guatemala topraklarında yaşayan bazı kabilelerin sözel tarih anlatımlarını nesilden nesile aktardıkları belirtilmektedir.
“Bu sözel tarih anlatımlarından birine göre; dünyamız değişik dönemlerde Göksel Tanrılar tarafından ziyaret edilmiştir. Onlar bu ziyaretlerde her seferinde gezegenimizdeki canlı yaşamını yeniden başlatmışlardır. Göksel Tanrılar, insanoğlunun doğal ve beşeri yasaları çiğneyerek, kendisini ve gezegeni yok etme noktasına geldiği dönemlerde ona yardım etmek, onu iyileştirmek, barış içerisinde yaşamayı yeniden öğretmek için yeryüzüne inmişlerdir. Derin bilgelik ile onların imdadına yetişmişlerdir.”
Maya inancına göre; insanlık her yok oluş döneminin sonrasında Samanyolu Galaksisindeki daha yüksek bilince sahip varlıklar vasıtasıyla bir değişim ve dönüşüm geçirmeyi başarmış, bilinçlenme yolunda bir adım daha atmıştır.
Bir Maya kabilesinin şaman rahibinin anlatıları da ilginçtir; Başlangıçta dünyada barış vardı. Başlangıçtaki bu insanlara “Toprak Dünya İnsanları” deniyordu. Yaşanan çağ altın bir çağdı. Dünya insanları ve hayvanlar birbirleriyle iletişim içinde ve bir uyum içerisinde yaşıyorlardı. Zamanla kadınların doğum sırasında ölmesiyle insan sayıları azalmaya başladı ve bu durum tehlikeli boyutlara ulaştı. İşte o zamanda Göksel Tanrılar tekrar geldiler. Bu gelişlerinde de hediye olarak kendi uygarlıklarının bilgilerini yani kristal kafataslarını getirdiler. Bu kristal kafatasları diğer tüm gezegenlerdeki diğer tüm varlıkların sahip olduğu bilgileri, onların kültürünü, matematik, fen, astronomi bilimlerini, felsefelerini ve tüm hayallerini içeriyordu. Bu dünya insanına göksel bir armağan gibiydi. Bu kristal kafataslarının yeni insan ırkının esasını teşkil edeceği kabul edildi ve bu ırka Homo Sapiens denildi.
Günümüze gelindiğinde durum çok daha farklı görünmektedir.
Dünya eşi benzeri görülmemiş bir hızla değişiyor ve biz baş edilmesi mümkün olmayan bir veri, fikir, vaat ve tehdit seline kapılmış gidiyoruz. Kendisini dünyanın merkezine yerleştiren Homo Sapiens öbür hayvanların yaşamını ve deneyimini değersizleştirdi. Böylece işlevsizleşen hayvanların soyu tükendi. Hepimiz zirvede olmadığımızı anladığımızda belki de işlevimizi yitirip veri akışında minik bir dalgalanmadan ibaret kalacağız.
Beyinle ilgili araştırmalar ve yeni bir organizma yaratma çalışmaları da soruna tuz biber ekmektedir. Bunun göz önündeki en canlı örneklerinden biri, geçmişte cephelerde savaşan askerlerin yerini, bugün insansız hava araçlarının almaya başlayıp mekânın bilinçten ayrılma aşamasına gelmesidir.
Yüksek zekâ gerektiren işler yapan makineler yaratılırken mevcut görevleri insanlardan daha iyi kotaran, ancak bilince sahip olmayan yeni zekâ türleri kurmaya başladık. Tüm gelişmeler kısa süre sonra bilinci olmayan algoritmaların insan bilincini aşabileceğini gösteriyor.

Kaynakça;
1. https://www.yenihayatgelisim.com/maya-saman-ogretisi/
2. http://www.bbc.com/turkce/haberler
3. Charles Etienne Brasseur de Bourbourg, Popol Vuh, CBN Yayıncılık, 2013
4. Yuval Noah Harari, Homo Deus Yarının Kısa Tarihi, Kolektif Kitap, Ekim 2017

Görüntünün olası içeriği: gece

İlgili Mesaj

Sonraki Yazı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

five + eight =

POPÜLER HABERLER

EDİTÖRÜN SEÇİMİ

Tekrar Hoş Geldiniz!

Hesabınıza giriş yapın

Yeni Hesap Oluştur!

Dolgu formları kaydetmek için feryat

Şifre almak

Lütfen şifrenizi sıfırlamak için kullanıcı adınızı veya e-posta adresinizi girin.