SELMİNA MELİKOĞLU

HOŞÇA KAL KORELLA

READ ALSO

GÜLİZAR GÜLOL

“HOŞÇA KAL KORELLA” Selmina Melikoğlu – Roman-Nisan 2020

Birinci Dünya Savaşı’nda Rusların Karadeniz’i işgali ile başlayıp Kurtuluş Savaşı’nın ilk yıllarına kadar uzanan bir roman, “Hoşça Kal Korella”.Karadeniz’in zorlu doğa koşullarında yaşayan insanlar, doğanın kendisine benzemiş, güçlüklere karşı direnme gücü kazanmıştır. Doğa ,üzerinde yaşayan insanları kendine benzetir , düşüncesini doğrularcasına; dağınık yerleşim, köyde yaşayan insanların dayanışma, dostluk ve sevgi bağını güçlendirmiştir.

Gerçek olaylardan yola çıkılarak yazılmış olan roman; Selmina Melikoğlu’nun, atalarının yaşadığı Görele /Korella’ da düşman işgalinde halkın yaşamını, örgütlenen direnişçilerin ve yaşanan ilginç aşkların hikayesidir. Romanın dolaylı sonuçlarından biri de; tarihsel olarak bu dönemin çok canlı anlatılmasıyla, gelecek nesillere, belki de yüzlerce tarih kitabında öğrenemeyecekleri bir tarihsel bilginin paylaşılmasını da sağlamaktadır.

Romanda zaman, doğrusal zamandır. Olaylar, 1916-1918 yılları arasında Görele’de yaşayan insanların, işgal altındaki yurtları için güç koşullarda verdikleri umutlu bir direnişin mücadelesini anlatır. Bu insanların yaşadıkları topraklara bağlılıkları ve fedakarlığı ele alınırken, esas olan bu dönem insanının her şeyden üstün olan vatan, insan sevgisi; aile ,eş ,kadın, aşk, sevgi ,evlat, torun, aile büyüğü bağlamında çok kuvvetlidir. Coğrafyanın dağınıklığından dolayı , insanların birbirlerine bağlılığının gücü, düşman işgaliyle daha da kuvvetlenmiştir.

O dönemin insanları, İklim ve doğa şartlarıyla barışıktır; hatta doğayla bütünleşmiştir. Romanın anlattığı insanlar da, toprağına, vatanına bağlı, geçmişe, geleceğe ve insana saygılıdır. Karadeniz insanı, Rus işgali ile savunma durumuna geçmiş; askerlerin yağmalama, tecavüz ve saldırı tehditlerine karşı büyük bir direniş göstermiştir.

Çarlık Rusya’sının devrilip, rejimin değişim sürecinde işgal, geri çekilir gibi olur; ama yeni rejimi kabul etmeyen Çar’a bağlı askerler, ganimet elde etmek ve işgal ettikleri toprakların doğal kaynaklarını ele geçirmekten memnun olduğu için, bir süre geri çekilmez. Direniş ruhunu hiç kaybetmemiş olan bu vatansever halk , milislerin kısıtlı imkanlarıyla direnirken, dönmek istemeyen Rus askerlerini , bu topraklardan tamamen temizlemiştir.

Görele halkı ve belli ki işgal altındaki Karadeniz halkı, birlikte ve dayanışmayla işgali, olabilecek en az zararla atlatır. Yazar bu olayların arka planını anlatırken, ön planda da günlük yaşantıyı, Karadeniz insanını tüm canlılığıyla verir; ayrıca Karadeniz’in yöresel dilini doğal konuşmalarıyla vererek, gerçeklik algısını da yükseltmektedir. Doğa- insan ilişkisi tüm canlılığıyla, betimlemelerle başarıyla anlatılmıştır. Anlatıcının dilinde dikkat çeken diğer bir unsur; yörenin Rumcadan kalmış kendine özgü söyleyişleridir. Bu söyleyişlerin kullanılması ve reddedilmemesi de dünya kültürüne ve barışa hizmetin bir yansıması olarak düşünülebilir.

Yunus EMRE demiş ya: Mal sahibi mülk sahibi hani bunun ilk sahibi , diye. Üzerinde yaşadığımız topraklarda yüzlerce medeniyet geçti . Bizler geçmişimizi tümüyle sahiplenerek ve geçmişi koruyarak güçlü bir gelecek elde edebiliriz. Yeryüzünde nice uygarlıklar yıkılmış yerine yenisi kurulmuştur . Önemli olan barışçı bir dünya kurmaktır. Bu yüzden, o topraklar üzerinde kurulan yeni medeniyetlerin ve romanın ana tezi , barış üzerine kurulmuştur ve barışın önemini ,insanın önemini anlatması bakımından da son derece başarılı bir romandır.

Romanın tezlerinden biri de; sanatın ve edebiyatın insan yaşamındaki sağaltıcı ve yaşama bağlayıcı etkisidir.
Yazarın anlatıda çok önemli kadın karakteri Meryem’dir . Ve bu yürekli genç kadın, kültürel zincirin önemli bir halkasıdır. Destanlardaki kahramanlıkların ve kahramanların ayrıca kadın kahraman Dursun Çavuş’un devamıdır Meryem .Meryem’in de aşkının peşinden gitmesi , insanlara dayatılan savaşların çıkar savaşları olduğunu, ayrıca toplumların birbirleriyle sorunu olmadığını göstermiyor mu?

Bu eser yazarın ikinci kitabıdır ve birinci esere göre, roman dilinde çok başarılı bir şeklide sıçrama yaptığı görülüyor.Betimlemenin, büyülü atmosferinde okuyucuyu duygudan düşünceye,düşünceden hayatın gerçeklerine taşıyarak yaptırdığı gezinti çok önemlidir.

Anlatım oldukça başarılı ve çok katmanlı olduğundan, burada kurgunun sağlamlığı edebi estetikle buluşuyor. Romanda tasvirlerin ve olayların anlatımında da sıkı bir sürükleyicilik göze çarpıyor.Bu da romanın okuyucu ile ilişkisinde unutulmaz bir yol çiziyor. Okuyucu, kendi algısıyla yarattığı gökkuşağının rengini, yüreğini asacağı bir uçurtmayı ve uğruna ölebilecek kadar büyük bir aşkın müziğini bulabilir. Bu anlamda yazar,bilerek dönemsel ve coğrafik haritamıza sevinçli ve hüzünlü bir kadife perde açmaktadır.Ve bizi bu anaforun içine çekerek,anlatımını güçlendirerek sürdürmektedir.

İlgili Mesaj

Sonraki Yazı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

three × five =

POPÜLER HABERLER

EDİTÖRÜN SEÇİMİ

Tekrar Hoş Geldiniz!

Hesabınıza giriş yapın

Yeni Hesap Oluştur!

Dolgu formları kaydetmek için feryat

Şifre almak

Lütfen şifrenizi sıfırlamak için kullanıcı adınızı veya e-posta adresinizi girin.